26 Ocak 2014 Pazar

KARA KUTULAR HAKKINDA


        Merhaba arkadaşlar,

        Bir önceki yazımda kara kutunun mucidi David Warren hakkında kısaca bir şeyler paylaşmıştım. Bu defa yaptığı icattan biraz bahsedeceğim.

        Kara kutular,  FDR - Fligt Data Recorder ( Uçuş Veri Kaydedici) ve CVR – Cockpit Voice Recorder (Kokpit Ses Kaydedici) olmak üzere iki farklı tiptedirler.(Günümüzdeki kara kutularda bunlar tek cihazda birleşmiştir.) FDR, uçağın konumu, hızı, irtifası, yakıt harcanımı gibi parametreleri kaydederken, CVRlar adından da anlaşılacağı gibi kokpitteki sesleri, pilotların telsiz ile yaptığı konuşmaları vs. kaydeder. Önceleri sadece hız, irtifa gibi temel verileri kaydeden cihazlar yapılmışsa da günümüzde yüzlerce değişik parametreleri kaydedebilen kara kutular yapılmaktadır.

Kara kutunun görünümü

        Kara kutular resimde de gördüğünüz gibi, sanılanın aksine siyah renkte değildirler. Enkazda kolayca fark edilebilmeleri için turuncu renkte yapılmışlardır. Bunun yanı sıra üzerindeki fosfor şeritler ışık tutulduğunda parlayarak araştırmacıların kutuyu bulmalarını kolaylaştırırlar. Peki denize çakılan uçaklarda kara kutular nasıl fark edilir? Bunun için kara kutular üzerinde ULB – Underwater Locater Beacon (Sualtı Konum Bulucu) denen bir verici bulunmaktadır.


Underwater Locater Beacon

Bu verici, her saniye 37,5 KHz’lik sinyaller gönderir. Bu sinyalleri algılayabilecek alıcılarla kara kutunun yeri tespit edilmeye çalışılır. Kara kutular, su altında 1 ay boyunca sinyal göndererek bulunmayı bekleyebilirler.










Su altındaki kara kutular















        Yukarıda kara kutuların turuncu renkli olduğunu söyledik. Fakat niye kara kutu diye adlandırılıyorlar; bu isim nereden geliyor? Bununla ilgili en yaygın görüş ve bence de en mantıklı olanı siyah – ya da kara – rengin birçok kültürde kötülüğü, karamsarlığı, mutsuzluğu simgelemesi. Kazalar gibi trajik, kara olaylarda kullanıldığı için bu cihazlar kara kutu olarak adlandırılmışlardır. Bunun dışında içinde ne olduğu, nasıl çalıştığı tam olarak bilinmeyen cihazlar kara kutu ya da kapalı kutu gibi isimler alırlar. İçindeki bilgiler incelenmeye alınana dek bilinmediğinden bu cihaza kara kutu denilmiştir. Başka bir görüş ise, 2. Dünya Savaşı devam ederken savaş uçaklarına eklenen bazı elektronik komponentlerin siyah renkte olması ve bunlara kara kutu ismi verilmesi;  daha sonra bu ismin FDRlara geçmesidir.

        Kara kutuların şekli ve yerleştirildikleri yer de çok önemlidir. Araştırmacıların yaptığı analizler ve geçmişteki kazaların incelemeleri sonucunda uçaklarda kaza sonrası en az hasar alan yerin uçağın arka kısımları olduğu belirlenmiştir. Bu yüzden kara kutular, uçakların arka kısımlarına yerleştirilirler. Şekilleri de yine çarpmada en az hasarı alabilmesi için silindir olarak tasarlanmıştır.


Kara kutuların uçaktaki konumu

        Evet arkadaşlar, kara kutuların şekli, rengi, adının nereden geldiği gibi bilgileri öğrendikten sonra biraz da üretimi, çalışması, dayanıklılığı hakkında bilgiler vereceğim. Kara kutuların üretiminde temel olarak paslanmaz çelik, alüminyum, titanyum ve izolasyon malzemeleri (sıvı köpükler vs.) gibi materyaller kullanılır. 7-8 mm kalınlığında paslanmaz çelikle çevrilir ve ateşe daha dayanıklı olması için içi 2.5 cm kalınlığında alüminyum ile kaplanır; izolasyon malzemeleri ile donatılır. Ayrıca ısıyı emmesi için içine karbonat doldurulur. Bu kara kutuların 1000 dereceden daha yüksek sıcaklıklara  – en azından belirli bir süre – dayanmaları gereklidir. Çok yüksek şiddetli çarpışmalara, patlamalara veya deniz altındaki yüksek basınca dayanabilmelidir. Aşağıdaki videoda kara kutuların dayanıklılığı ile ilgili yapılan testlerden bazılarını görebilirsiniz.



        Kara kutular, uçağın motorlarının çalışmasıyla kayıt işlemine başlarlar. Bu kayıt motorların durmasına dek devam eder. FDR, uçuş boyunca kaydetmesi gereken tüm parametreleri kaydederken CVR, kaydetmesi gereken sesleri yarım saatlik kaydeder. Yani uçuş ne kadar sürerse sürsün CVRda kayıtlı olan sesler son yarım saatlik dilimdeki seslerdir. Günümüzde bu süreyi uzatan cihazlar geliştirilmiştir; fakat genel olarak 30 dakikalık olanlar kullanımda. Kayıtlar eskiden teyp bantlarına yapılırken artık gelişen teknolojiyle solid statelere kayıt yapılmaktadır. FDR kayıtları da yine aynı şekilde solid stateler üzerine yapılmaktadır.

Teyp Bandı
Solid State



        Kaza sonrası yetkililer kara kutuları bulduklarında verileri değerlendirmek üzere inceleme laboratuarlarına alırlar. Burada kara kutular açılır ve içindeki bilgiler bilgisayarlara aktarılarak bunun için yapılmış özel analiz programlarıyla okunurlar. 


        CVRdaki veriler de yine uzman bir ekip tarafından dinlenir. Ve FDRdaki verilerle karşılaştırmaları yapılır. Bu kayıtların dışında kazayı inceleyen ekibin enkaz alanında bulduğu deliller / işaretler, o anki hava durumuyla ilgili meteorolojik raporlar, kazadan sağ kurtulanlar varsa onlarla yapılan görüşmeler, kule kayıtları gibi toplanan tüm bilgilerin ışığında kaza sebebiyle ilgili sonuca varılır. Bunun yanında özel simülasyon programlarıyla FDR kayıtlarındaki parametrelerden yola çıkılarak uçuşun birebir simülasyonu hazırlanabilir. 

Örnek simülasyon

        Kara kutuların yapılış amacı ve bir numaralı görevi kazaların oluşumuyla ilgili bilgileri tespit etmek olsa da başka bir kullanım amacı daha vardır. Uçakların bakımı yapılırken de FDR kayıtları kullanılabilir. Mesela uçak yerdeyken yapılan testlerde FDR kayıtlarına bakılarak uçakta bir sorun olup olmadığı önceden tespit edilebilir. Ya da uçuş sırasında pilotun tespit ettiği bazı olumsuzluklar iniş sonrası bu cihazlardan alınan bilgilerle kontrol edilir. Gerçi artık inişi beklemeye de çoğu zaman gerek kalmıyor. Uçaklara QAR – Quick Access Recorder (Hızlı Erişim Kaydedici) denen sistemler kurularak uçuş sırasında FDR kayıtlarına ulaşılabiliniyor. Bu cihazlar kara kutuların aksine kokpite yakın bir yerde olur ve uçakta pilot bir olumsuzluk far ettiğinde buradaki kayıtları inceleyerek önlem alır.

Quick Access Recorder

        Yazımın sonunda şuna da değinmek istiyorum. Kara kutuların kazaların nasıl oluştuğunu, neyin yanlış yapıldığını ortaya çıkardığını ve bunların tekrarlanmaması için önlemler alınmasını sağlandığını belirttim. Burada önemli bir nokta da kazalardan sonra can kayıpları ne yazık ki geri döndürülemiyor; fakat bu tür faciaların yaşanmasına sebep olanlar da cezasız kalmamış oluyor. Her şey FDRlarda kayıtlı olduğu için kazaya sebep olan yanlışlığın pilottan, uçağın üretimini yapan firmadan veya bakımını yapan firmadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı gün yüzüne çıkıyor. Kazada suçu bulunanlar cezasız         kalmamış oluyor.